Evde Kalp Krizi Geçiren Ne Yapmalı? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Geçen gün, İstanbul’daki yoğun bir sokakta yürürken kalp krizi geçiren yaşlı bir kadını gördüm. Herkes biraz telaş içinde, kimse ne yapacağını bilemedi. Sonra, bir kaç dakika sonra bir adam gelerek ilk yardım yapmaya başladı. O an düşündüm: “Peki, ya o kadının etrafında bir kadın olsaydı, aynı şeyi yapar mıydı?” Kalp krizi geçiren birinin ne yapması gerektiğiyle ilgili birçok sağlık tavsiyesi var, ama toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, bu sorunun yanıtı hiç de basit değil. Kim yardım eder? Kim ne kadar hızlı müdahale eder? Ve bu yardımın şekli, farklı gruplar için nasıl değişir? İşte bu yazıda, evde kalp krizi geçiren birinin ne yapması gerektiğini, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sosyal adalet perspektifinden inceleyeceğiz.
Evde Kalp Krizi Geçiren Bir Kadın: Toplumsal Cinsiyetin Etkisi
Evde kalp krizi geçiren bir kadının, hem fiziksel hem de psikolojik olarak farklı bir mücadeleye girdiğini düşünebiliriz. Kadınların sağlık sorunları sıklıkla küçümsenir. Örneğin, kalp krizi gibi ciddi bir durumu, kadınların yaşadığı “gizli sağlık sorunları” arasında sayan bir toplumda yaşıyoruz. Pek çok insan, kalp krizinin daha çok erkekleri etkileyen bir durum olduğunu düşünse de, kadınlarda da bu risk oldukça yüksek. Ancak kadınlar, kalp krizi geçirdiklerinde, genellikle “zayıf” olarak görülür ve yardım alırken bir miktar belirsizlik ve utanç yaşarlar.
Sokakta, toplu taşımada ve ofiste gözlemlediğim kadarıyla, kadınlar sağlıklarıyla ilgili sorunları açma konusunda daha fazla zorluk yaşıyor. Bir arkadaşımın, ofiste yaşadığı bir sağlık problemi sırasında, patronu ona “Kadınsın, herhalde biraz stresli bir şeyler yaşadın” demişti. Bu tür söylemler, kadınların sağlık sorunları karşısındaki tepkilerinin küçümsenmesine yol açabiliyor. Oysa kalp krizi, herhangi bir cinsiyetten insanı vurabilir ve ciddi, anında müdahale gerektiren bir durumdur.
Evde Kalp Krizi Geçiren Bir Erkek: Toplumsal Beklentiler ve Müdahale
Bir diğer taraftan, erkekler de kalp krizi gibi sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarında toplumsal baskılara maruz kalabiliyorlar. Erkeklerin duygusal açıdan “güçlü” ve “dayanıklı” olmaları beklenir. Bu sebeple, erkekler çoğu zaman sağlıklarını ihmal eder ya da erken belirtileri göz ardı ederler. Kalp krizi gibi bir durumu yaşarken, çevrelerindeki kişilerin genellikle müdahale etmekte daha hızlı olduklarını da gözlemliyorum. Kadınların genellikle daha “empatik” ve “yardımsever” olmaları beklenirken, erkeklere duyulan toplumsal güven, onları sağlık sorunları karşısında daha hızlı harekete geçiren bir unsur olabilir. Ancak bu da bir toplumsal kalıp ve bazen ciddi sağlık problemlerinin göz ardı edilmesine neden olabiliyor. Çevremde birçok kez, “Erkekler ağlamaz” veya “Güçlü olmalısın” gibi kalıpların sağlıkla ilgili kararları nasıl etkilediğini gördüm.
Sosyal Adalet ve Erişim: Farklı Sosyoekonomik Grupların Durumu
Sosyal adalet ve sağlık eşitsizlikleri de evde kalp krizi geçiren birinin müdahale alması açısından önemli bir faktördür. İstanbul’un farklı mahallelerinde, sağlık hizmetlerine erişim, maddi durum ve toplumsal sınıf gibi faktörler oldukça belirleyicidir. Düşük gelirli mahallelerde yaşayanlar, genellikle sağlık hizmetlerine erişim konusunda sıkıntı çekerler. Evde kalp krizi geçiren birinin, kaliteli bir sağlık hizmetine ulaşması, çoğu zaman maddi duruma ve coğrafi konumlarına bağlıdır. Örneğin, lüks semtlerdeki evlerde, yüksek gelirli bireyler, acil servis hizmetlerine daha hızlı ulaşabilirken, dar gelirli mahallelerde yaşayanlar için durum pek de aynı olmayabilir.
Bununla birlikte, genellikle sağlık eğitimi daha yüksek olan bireylerin, bu tür bir duruma nasıl müdahale edileceğini daha iyi bildiklerini de gözlemliyorum. Örneğin, bir arkadaşım, sağlık bilgisi konusunda iyi bir eğitim aldı ve kalp krizi geçiren birine ilk müdahale etmek konusunda oldukça bilgiliydi. Ama çevresindeki insanlar, onun kadar bilgili değillerdi ve doğru müdahaleyi yapamadılar. Bu da gösteriyor ki, sağlık bilinci, sadece eğitimle değil, aynı zamanda ekonomik koşullarla da alakalıdır. Birçok düşük gelirli mahallede, sağlıkla ilgili bilgi eksikliği, doğru müdahaleyi engelleyebilir.
Evde Kalp Krizi Geçiren Ne Yapmalı? Bir Çağrı
Evde kalp krizi geçiren birinin ne yapması gerektiği sorusunu, tüm bu toplumsal ve sosyal faktörleri göz önünde bulundurarak düşünmek çok önemli. İlk adım, hemen 112’yi aramak ve yardım istemek olacaktır. Ancak, bu kişinin aldığı sağlık bilgisi ve çevresindeki bireylerin ne kadar hızlı ve doğru müdahalede bulunabilecekleri, durumu daha da belirleyici hale getirir. Toplum olarak, hem kadınların hem de erkeklerin sağlık sorunlarını ciddiye almalı ve herkese eşit, hızlı ve etkin müdahale sağlamak için çaba göstermeliyiz.
Bu konuda, toplumdaki tüm bireylerin, cinsiyet, sınıf ya da etnik köken fark etmeksizin, sağlığa eşit erişimi olduğu bir dünyayı kurmaya yönelik çalışmalar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu, sadece bir kalp krizi durumu için değil, her tür sağlık problemi için geçerli. Evde kalp krizi geçiren birinin müdahale alabilmesi, herkesin sağlık eğitimi ve doğru bilgiye ulaşabileceği bir toplumda daha kolay olur.
Sonuçta, sağlıklı bir toplum için, hem fiziksel hem de sosyal sağlık eşitliği büyük önem taşıyor. Bu yazıda, evde kalp krizi geçiren birinin ne yapması gerektiğini, toplumsal cinsiyet ve sosyal adalet perspektifinden irdelemeye çalıştım. Hepimizin sağlık konusunda daha fazla sorumluluk alması ve toplumsal kalıplardan bağımsız şekilde hareket etmesi gerektiğini unutmamalıyız.